Daha önce Nüslüman ülkelerde çalışan Hintli bilim adamı Müslümanlığı araştırmasının ardından Türkiye de Kelime-i şehadet getirerek Müslümanlığa geçti.

Hindistanlı Budist bilim adamı Shailendra Singh (33) 10 yıl araştırdıktan sonra İslam'ı seçti.  Shailendra  Singh, Ankara'da sünnet de oldu.

Hindistanlı Shailendra Singh, üniversite eğitiminden sonra Malezya'ya yüksek lisans için gitti. Burada Müslümanlardan etkilendi ve İslam'ı araştırmaya başladı. Doktora eğitimini bitirdikten sonra Türkiye'ye gelen ve Hacettepe Üniversitesi'nde eğitimini devam ettiren Singh, geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hemen yanı başında bulunan Ahmet Hamdi Akseki Camisi'ni ziyaret etti.

Caminin manevi havasından etkilenen Singh, İslam'ı seçti. Ardından Lokman Hekim Ankara Hastanesi'nde Üroloji Servisi doktorlarından Mesut Tül tarafından gerçekleştirilen operasyonla sünnet olan Ali Singh, "Sünnet Kur'an-ı Kerim'de bize bildirilmiş.

1400 yıldır Müslümanlar sünnet oluyor. Dünya Sağlık Örgütü de bu konuda yaptığı açıklamada, bilimsel olduğunu kaydetmişti. Ben de dini bir vecibe olarak sünnet oldum, bununla da gurur duyuyorum" diye konuştu. Ali Singh, Hz. Ali'den çok etkilendği için Ali ismini aldığını söyledi.

İMAN EDEN BİLİM ADAMLARI

Materyalist ve ateist çevreler her ne kadar çaba gösterirlerse göstersinler, açık olan bir gerçek vardır: Bilime konu olan tüm varlıkları ve sistemleri yaratan Allah’tır. Dolayısıyla din ve bilimin, samimi ve akılcı olarak uygulandıkları sürece, daima uyum içerisinde oldukları çok açık bir gerçektir. Bu açık uyumun bir göstergesi de geçmişte ve günümüzde yaşayan, buluşları ile insanlığa önemli hizmetleri dokunmuş “iman eden bilim adamları”dır.

Bilimle uğraşan, yeni keşifler yapan, evrenin sırlarını açığa çıkarmaya çalışan bir bilim adamı, aslında Allah’ın yarattığı sanatı derinlemesine inceleyen, ondaki detayları fark etmeye ve yakalamaya çalışan kişidir. İşte bu nedenle, dinle bilim ayrılmaz bir bütündür ve bilim adamı da, Allah’ın sonsuz gücünü, sanatını, yaratmasındaki benzersizliği ortaya koyan kişidir. Bu yüzden sanılanın aksine bilim adamları Allah’ın yarattığı sanatla en çok ilgilenen bireyler olarak, Allah’ın varlığını, birliğini en çabuk fark eden kişilerdendir.

Nitekim, yüzyıllardır dinin kendilerine sağladığı özgür aklı, sınırsız düşünme yeteneğini kullanarak bilime büyük katkılarda bulunmuş olan birçok bilim adamı bulunmaktadır. Bu kişiler, hem bilimin, dinle tam bir uyum içinde olduğunu göstermiş, hem de bilime ve insanlığa önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Newton, Kepler, Leonardo da Vinci, Einstein gibi bilim tarihine yön veren ünlü bilim adamları yaptıkları gözlemler ve araştırmalar sonucunda evrenin Allah tarafından yaratıldığını, düzene konduğunu ve Allah’ın hakimiyetinde olduğunu savunmuşlardır. Dahası, bilimin temel prensipleri inançlı kişiler tarafından ortaya atılmış ve çağdaş bilimin doğuşunda dinin önemli bir rolü olmuştur.

Tüm zamanların en büyük bilim adamı olarak nitelendirilen Isaac Newton’un evrene bakış açısı, aşağıdaki sözlerinde çok açık bir şekilde ifade bulmaktadır:

Güneş sisteminin, gezegenlerin ve kuyruklu yıldızların harika sistemleri yalnızca akıllı ve güçlü bir varlığın kudretiyle sürebilir. Bu varlık yalnızca dünyanın ruhunu değil herşeyi yönetir, O Allah’tır”.51

Aynı şekilde ünlü bilim adamı Kepler’in de çalışmalarını, dini inançlarının yönlendirdiği bilinmektedir. Fizik ve kozmik fon radyasyonu alanında yaptığı çalışmalar nedeniyle 1978 Nobel fizik ödülünü alan Arno Penzias, Johannes Kepler hakkında şöyle bir açıklamada bulunmuştur:

Bir merkezin etrafında dönme fikri, inançlı biri olan Kepler’e kadar uzanmaktadır. Kepler Kutsal Kitaba inanan bir dindardı. Allah’a inanıyordu… O günden beri, yüzyıllar boyunca müthiş bir mücadele olmuştur. Umutlar hala bilim adamlarında. Kepler ise bu umudu inancından elde etmişti.